Nihat Doğan fırtınası,inci sözlük baskınları,şehit haberleri,muson yağmurlarını aratmayan haziran yağmurları ve bihter'in ölümü blog yazmadığım dönemde belli başlı günden konularıydı...
Nihat Doğan gibi kükremek,inci sözlük gibi küfretmek,şehitlere bir gün üzülüp ertesi gün demet akalın kime veriyor acaba diye düşünmek,türkiye'nin ekseninin nereye kaydığı tartışmalarına odaklanıp mevsimlerin eksenindeki kaymayı sallamama ve diziler ile gerçeklerden uzaklaşma şeklinde özetleyebiliriz bu dönemi..
Saçmada olsa bağırarak ve ciğerden hatta karaciğerden konuşmak yeteneği çok önemli bu toplumda.
Meşhur birine ulu orta küfredersen 6 gün 7 gece helal olsun denir. Yeter ki medyaya yansısın.
Şehitlere üzülürsün ama şehit aileleri banka hesabına 10 lira bile para yatırmazsın,bodrum'da barda içmek için milyar bayılırsın ama balıklı göle ömür boyu gitmezsin! Sonrada kalkar işin arkasında bilmem ne var ya da bu Kürtleri yakmak lazım dersin çözersin sorunu iki dakikada...
Haziran'da yağmur yağar diye tepki koyarsın ama ozon tabakası delinene kadar gaz'a basarsın, egsozum daha iyi böğürsün diye filtre çıkartırsın! Ozon delinir ama sen iç donuna kadar deodorant sıkmaya devam edersin.
Romanı açıp okumazsın ama bihter ölünce ölmemeliydi dersin şok bir son olur senin için... Gerçi şok olmak içinde okumamış olabilirsin
Bazen düşünüyorum da; bu toplumun yaptığı en doğal ve en içten gelen hareket, balgamlı olarak yere tükürmek.
haykkkkk!! tüüüü



0 yorum:
Yorum Gönder